Quran Touch

سُورَةُ الواقعة

Sure Al-Waaqia

Sure 56 · 96 ayet · Mekki · Cüzler 27 · Mushaf Sayfa 534

Surenin tamamını dinleyin Tilavet: Mişari Raşid el-Afasi
Aa
  1. 56:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

    Itha waqaAAati alwaqiAAatu

    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

  2. 56:2

    لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

    Laysa liwaqAAatiha kathibatun

    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

  3. 56:3

    خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

    Khafidatun rafiAAatun

    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

  4. 56:4

    إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا

    Itha rujjati alardu rajjan

    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

  5. 56:5

    وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا

    Wabussati aljibalu bassan

    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

  6. 56:6

    فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا

    Fakanat habaan munbaththan

    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

  7. 56:7

    وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً

    Wakuntum azwajan thalathatan

    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

  8. 56:8

    فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

    Faashabu almaymanati ma ashabu almaymanati

    İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

  9. 56:9

    وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

    Waashabu almashamati ma ashabu almashamati

    Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

  10. 56:10

    وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

    Waalssabiqoona alssabiqoona

    İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

  11. 56:11

    أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

    Olaika almuqarraboona

    Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

  12. 56:12

    فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    Fee jannati alnnaAAeemi

    Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

  13. 56:13

    ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

    Thullatun mina alawwaleena

    Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

  14. 56:14

    وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

    Waqaleelun mina alakhireena

    Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

  15. 56:15

    عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ

    AAala sururin mawdoonatin

    Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

  16. 56:16

    مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ

    Muttakieena AAalayha mutaqabileena

    Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

  17. 56:17

    يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ

    Yatoofu AAalayhim wildanun mukhalladoona

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  18. 56:18

    بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ

    Biakwabin waabareeqa wakasin min maAAeenin

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  19. 56:19

    لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

    La yusaddaAAoona AAanha wala yunzifoona

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  20. 56:20

    وَفَٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

    Wafakihatin mimma yatakhayyaroona

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  21. 56:21

    وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

    Walahmi tayrin mimma yashtahoona

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  22. 56:22

    وَحُورٌ عِينٌ

    Wahoorun AAeenun

    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

  23. 56:23

    كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

    Kaamthali allului almaknooni

    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

  24. 56:24

    جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Jazaan bima kanoo yaAAmaloona

    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

  25. 56:25

    لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

    La yasmaAAoona feeha laghwan wala tatheeman

    Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

  26. 56:26

    إِلَّا قِيلًا سَلَٰمًا سَلَٰمًا

    Illa qeelan salaman salaman

    Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

  27. 56:27

    وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ

    Waashabu alyameeni ma ashabu alyameeni

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  28. 56:28

    فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

    Fee sidrin makhdoodin

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  29. 56:29

    وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

    Watalhin mandoodin

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  30. 56:30

    وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

    Wathillin mamdoodin

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  31. 56:31

    وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ

    Wamain maskoobin

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  32. 56:32

    وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

    Wafakihatin katheeratin

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  33. 56:33

    لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

    La maqtooAAatin wala mamnooAAatin

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  34. 56:34

    وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

    Wafurushin marfooAAatin

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  35. 56:35

    إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً

    Inna anshanahunna inshaan

    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

  36. 56:36

    فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا

    FajaAAalnahunna abkaran

    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

  37. 56:37

    عُرُبًا أَتْرَابًا

    AAuruban atraban

    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

  38. 56:38

    لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    Liashabi alyameeni

    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

  39. 56:39

    ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

    Thullatun mina alawwaleena

    Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

  40. 56:40

    وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

    Wathullatun mina alakhireena

    Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

  41. 56:41

    وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

    Waashabu alshshimali ma ashabu alshshimali

    Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

  42. 56:42

    فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

    Fee samoomin wahameemin

    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

  43. 56:43

    وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ

    Wathillin min yahmoomin

    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

  44. 56:44

    لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

    La baridin wala kareemin

    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

  45. 56:45

    إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

    Innahum kanoo qabla thalika mutrafeena

    Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

  46. 56:46

    وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

    Wakanoo yusirroona AAala alhinthi alAAatheemi

    Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

  47. 56:47

    وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Wakanoo yaqooloona aitha mitna wakunna turaban waAAithaman ainna lamabAAoothoona

    Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

  48. 56:48

    أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

    Awa abaona alawwaloona

    "Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

  49. 56:49

    قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

    Qul inna alawwaleena waalakhireena

    De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

  50. 56:50

    لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

    LamajmooAAoona ila meeqati yawmin maAAloomin

    De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

  51. 56:51

    ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

    Thumma innakum ayyuha alddalloona almukaththiboona

    Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

  52. 56:52

    لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

    Laakiloona min shajarin min zaqqoomin

    Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

  53. 56:53

    فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

    Famalioona minha albutoona

    Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;

  54. 56:54

    فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

    Fashariboona AAalayhi mina alhameemi

    Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;

  55. 56:55

    فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

    Fashariboona shurba alheemi

    Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

  56. 56:56

    هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

    Hatha nuzuluhum yawma alddeeni

    İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

  57. 56:57

    نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

    Nahnu khalaqnakum falawla tusaddiqoona

    Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

  58. 56:58

    أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

    Afaraaytum ma tumnoona

    Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

  59. 56:59

    ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ

    Aantum takhluqoonahu am nahnu alkhaliqoona

    Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

  60. 56:60

    نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

    Nahnu qaddarna baynakumu almawta wama nahnu bimasbooqeena

    Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

  61. 56:61

    عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

    AAala an nubaddila amthalakum wanunshiakum fee ma la taAAlamoona

    Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

  62. 56:62

    وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

    Walaqad AAalimtumu alnnashata aloola falawla tathakkaroona

    And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

  63. 56:63

    أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

    Afaraaytum ma tahruthoona

    Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

  64. 56:64

    ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

    Aantum tazraAAoonahu am nahnu alzzariAAoona

    Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

  65. 56:65

    لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

    Law nashao lajaAAalnahu hutaman fathaltum tafakkahoona

    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

  66. 56:66

    إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

    Inna lamughramoona

    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

  67. 56:67

    بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

    Bal nahnu mahroomoona

    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

  68. 56:68

    أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

    Afaraaytumu almaa allathee tashraboona

    Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

  69. 56:69

    ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

    Aantum anzaltumoohu mina almuzni am nahnu almunziloona

    Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

  70. 56:70

    لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

    Law nashao jaAAalnahu ojajan falawla tashkuroona

    Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

  71. 56:71

    أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

    Afaraaytumu alnnara allatee tooroona

    Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

  72. 56:72

    ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

    Aantum anshatum shajarataha am nahnu almunshioona

    Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

  73. 56:73

    نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَٰعًا لِّلْمُقْوِينَ

    Nahnu jaAAalnaha tathkiratan wamataAAan lilmuqweena

    Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

  74. 56:74

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi

    Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

  75. 56:75

    ۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

    Fala oqsimu bimawaqiAAi alnnujoomi

    Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

  76. 56:76

    وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

    Wainnahu laqasamun law taAAlamoona AAatheemun

    Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

  77. 56:77

    إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ

    Innahu laquranun kareemun

    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

  78. 56:78

    فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ

    Fee kitabin maknoonin

    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

  79. 56:79

    لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

    La yamassuhu illa almutahharoona

    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

  80. 56:80

    تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Tanzeelun min rabbi alAAalameena

    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

  81. 56:81

    أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

    Afabihatha alhadeethi antum mudhinoona

    Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

  82. 56:82

    وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

    WatajAAaloona rizqakum annakum tukaththiboona

    Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

  83. 56:83

    فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

    Falawla itha balaghati alhulqooma

    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

  84. 56:84

    وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ

    Waantum heenaithin tanthuroona

    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

  85. 56:85

    وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

    Wanahnu aqrabu ilayhi minkum walakin la tubsiroona

    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

  86. 56:86

    فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

    Falawla in kuntum ghayra madeeneena

    Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

  87. 56:87

    تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    TarjiAAoonaha in kuntum sadiqeena

    Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

  88. 56:88

    فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

    Faamma in kana mina almuqarrabeena

    Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

  89. 56:89

    فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

    Farawhun warayhanun wajannatu naAAeemin

    Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

  90. 56:90

    وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    Waamma in kana min ashabi alyameeni

    Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,

  91. 56:91

    فَسَلَٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    Fasalamun laka min ashabi alyameeni

    "Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

  92. 56:92

    وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

    Waamma in kana mina almukaththibeena alddalleena

    Eğer, sapık yalancılardan ise,

  93. 56:93

    فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ

    Fanuzulun min hameemin

    Ona kaynar sudan konukluk sunulur.

  94. 56:94

    وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

    Watasliyatu jaheemin

    Cehenneme sokulur.

  95. 56:95

    إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

    Inna hatha lahuwa haqqu alyaqeeni

    Doğrusu kesin gerçek budur.

  96. 56:96

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi

    Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

Türkçe meal: Diyanet Isleri (Diyanet İşleri) — Kur'an metni ve meal: Tanzil.net · Audio: EveryAyah.com, QuranicAudio.com

Diğer dillerde okuyun

EnglishالعربيةবাংলাاردوBahasa IndonesiaFrançaisBahasa MelayuفارسیNederlandsHausa